< <YENİ FARKLI PENCERE-1>





Sayın Adnan Oktar'ın İsrail'in Sanhedrin Hahamlarıyla gö

Siyonistler Mescid-i Aksa'yı Basmak İstedi







Siyonistler Mescid-i Aksa'yı Basmak İstedi

Kudüs'te Çatışma !

Siyonistlerin Haremüşşerif'e girmesi üzerine, cami içinde olaylar çıktı

27 Eylül 2009


Görgü tanıklarından edinilen bilgiye göre olay sabah saatlerinde meydana geldi. Ağlama duvarı'na yom kippur nedeniyle akın eden binlerce aşırı dinci yahudi'den bazıları, mugrabi kapısından (faslılar kapısı) cami alanına geçti. Cami alanına girenler el aksa camisi'ne de girmeye çalıştı.

Bunun üzerine camide sabah namazı için bulunan filistinliler, içeri girenlere taş, ayakkabı ve sandalyelerle karşı koymaya çalıştı. İsrail polisi ve sınır polisleri ise filistinlilere müdahale etti.

HABERVAKTİ-ÖZEL





Verilen bilgiye göre, polis haremüşşerif içindekileri dağıtmak için gaz bombaları da kullandı. Kısa süreli gelişen şiddet olaylarında 9 filistinlinin yanı sıra 2 polisin yaralandığı bildirilirken, yahudi aşırı dinciler de dışarı çıkarıldı.

Ancak israil polisi, caminin tüm giriş kapılarını kapattı ve kapılara çok sayıda güvenlik görevlisi yerleştirdi.

Cami kapılarında içeri girmek için polise karşı koyan filistinliler ve polis arasında da gerginlik yaşandı, buradaki olaylarda da 4 filistinli yaralandı. İsrail polisinin, eski kudüs müftüsü, islam meclisi başkanı ikrima sabri ile filistinli milletvekillerinden hatim abdülkadir'in camiye girmesine de engel olduğu bildirildi.

Camiye giden müslümanların çoğu, içeri girebilmek için hemen her kapı arasında mekik dokudu, ancak seccadeleri omuzlarında geri döndüler.

Yahudiler, haremüşşerif yerleşkesi altında, kutsal saydıkları, yıkılan ikinci tapınağın bulunduğuna inanıyor. Bu nedenle zaman zaman bazı aşırı dinci yahudilerin camiye girme çabaları gerginliğe yol açıyor.

Yahudi aşırı dinciler arasında bazı gruplar ise altında tapınak bulunduğu gerekçesiyle üzerine basılmasın diye, kendi üyelerinin haremüşşerif'e girmesini kesinlikle yasaklıyor.

İsrail'in, 1967'de doğu kudüs'ü ilhak etmesinden sonra, cami yerleşkesinin kontrolü de israil polisinin elinde bulunuyor. Yerleşke içinde israil polisinin karakolu ve askerleri de var. Ancak haremüşşerif'in yönetimi islam vakfı'nca yürütülüyor
Öte yandan Filistin Enformasyon Merkezi açıklama yaptı....
Siyonist işgal güçleri bugün (27 Eylül Pazar) öğle saatlerinde Mescid-i Aksâ’nın iç kapılarından içeriye girmeye çalıştı.
Görgü tanıkları Mescid-i Aksâ’da olası bir baskın girişimine karşı bekleyen cemaatin Siyonist işgal güçlerine ayakkabılarıyla karşı koyduklarını bildirdi.
Fanatik Yahudiler bugün sabah saatlerinde de Mescid-i Aksâ’ya girme girişiminde bulunmuş fakat Filistinlilerin güçlü direnişi karşısında başarısız olmuştu.
Sabah saatlerindeki başarısız girişimin ardından Siyonist gaspçıların daha kalabalık gruplar halinde Mescid-i Aksâ çevresinde toplanmaya başladıkları bildirildi.
Siyonist işgal güçleri ayrıca, Vakıflar Konseyi Başkanı Şeyh Abdulazim Selheb'e El-Esbât Kapısı'ndan Mescid-i Aksâ'ya girerken saldırdı.
Mescid-i Aksâ'nın kapıları cemaatin Şeyh Selheb'i savunması ve herhangi bir baskını engellemesi için sonuna kadar açıldı.
Hamas Hareketi, Gazze'deki tüm camilerden akşam namazından sonra Mescid-i Aksâ'ya destek için Filistin Meydanı yönünde gösteri yürüyüşüne çıkılması çağrısında bulundu.
Siyonist işgal güçleri Filistinlilerin Mescid-i Aksâ'ya akın etmeleri ve çatışmaların yaşanması üzerine Mescid-i Aksâ'yı yaşları 50'den küçük olan Filistinlilere yeniden kapattı.
El-Quds televizyonu Mescid-i Aksâ'daki çatışmalarla ilgili canlı yayın yapıyor. Mescid-i Askâ'yı savunan cemaatin "Hasbunallah ve nimel vekil" (Allah bize yeter ve O ne güzel vekildir) şeklinde slogan attıkları bildiriliyor.
Fanatik Yahudi gruplardan bazıları üyelerine bugün Yahudilerin bayramı münasebetiyle Mescid-i Aksâ’ya baskın düzenleme çağrısında bulunmuştu.


İslam Dünyası’nı acilen harekete geçmeye çağıran


Filistin Alimleri Birliği: “Mescid-i Aksâ’da Yaşananlar Çok Tehlikeli”



Filistin Alimleri Birliği, Mescid-i Aksâ’nın avlularında yaşanan çatışmaların ve fanatik Yahudilerin Siyonist güvenlik güçlerinin desteğiyle Mescid-i Aksâ’ya girme girişiminin tehlikesine dikkat çekti.
Alimler Birliği, bu girişimin Mescid-i Aksâ’nın enkâzı üzerinde sözde Süleyman Heykeli’ni inşa etmek için Mescid-i Aksâ’yı Yahudileştirme planının tehlikeli bir adımı olduğunu söyledi.
Filistin Alimler Birliği bugün (27 Eylül Pazar) konuyla ilgili bir bildiri yayınladı. Filistin Enformasyon Merkezi’ne ulaşan bildiride, 2000 yılında intifâdanın Ariel Şaron’un Mescid-i Aksâ’ya girmesi nedeniyle patlak verdiğine dikkat çekilerek, Filistin halkının kutsal mekanlarını korumak için yeniden intifâdaya hazır olduğu ifade edildi.
Bildiride, Filistin halkının Batı’nın barış ve benzeri parlak isimler altında dikte etmeye çalıştığı boyun eğmeyi ve teslimiyeti reddettiğine işaret edilerek, bu tür planların görünüşte Filistin halkına hakkını geri vermeyi içerdiği fakat içerisinde işgalcinin lehine birçok komplo barındırdığı kaydedildi.
Mescid-i Aksâ’yı müdafaa için İslam Dünyası’nın her yerinde harekete geçilmesi çağrısında bulunan Filistin Alimleri Birliği, aşırı ırkçı Siyonist Hükümet döneminde Amerikan Yönetimi’nin de desteğiyle Kudüs kentindeki Arap ve İslami izleri silerek kenti Yahudileştirmeyi hedefleyen Siyonist planları da kınadı.
İslam Dünyası’na ve özellikle alimlere ve yöneticilere seslenen Filistin Alimleri Birliği, Kudüs kentinde durumun oldukça tehlikeli boyutlara ulaştığını belirterek Kudüs ve Mescid-i Aksâ’ya yardım için acilen harekete geçilmesi çağrısında bulundu.


Tanklarla ve zırhlı araçlarla saldırdı


Siyonist İşgal Güçleri, Gazze Şeridi’ne Saldırılarını Yoğunlaştırdı


Siyonist işgal güçleri Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılarını yoğunlaştırdı. İşgal ordusuna ait tanklardan Gazze’nin birçok bölgesine saldırı düzenlendi.
Filistinli vatandaşlar arasında saldırılarda şehit olan veya yaralananlar olup olmadığı konusunda ise henüz bir bilgi verilmedi.
Filistin Enformasyon Merkezi muhabirinin bu sabah (27 Eylül Pazar) yerel kaynaklardan edindiği bilgiye göre, işgal ordusu topçu birliği Gazze Şeridi’nin orta kesiminde Deir El-Belah bölgesindeki boş bir araziye birkaç top mermisi fırlattı.
Söz konusu kaynaklar, Siyonist topçusunun gece de Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Beyt Lahiya ve Cibaliya beldeleri yakınlarındaki bazı bölgelere de saldırı düzenlediğini ve aynı zamanda işgal ordusuna ait hücumbotlarının Gazze’nin kuzeyinde balıkçı teknelerine ateş açtığını bildirdi.
Siyonist işgal güçlerine ait özel birliklerden bir grubun zırhlı araçlar eşliğinde Beyt Lahiya’nın kuzey batısından Gazze topraklarına sızdığı ve Siyonist savaş uçaklarının gözetiminde yoğun bir şekilde makineli tüfek ateşi açtığı kaydedildi.
Siyonist işgal güçleri dün de, Kudüs Müfrezeleri üyesi 3 şehidin cenaze törenine katılanların üzerine ateş açmış ve aralarında çocukların da bulunduğu 17 Filistinlinin yaralanmasına yol açmıştı.

Filistin Enformasyon Merkezi


Sahte Resul için Diyanet Göreve

Sahte Resul için Diyanet Göreve


Yazar Aydın Başar Evrenesoğlu Tehlikesine Dikkat Çekiyor ve


Diyanet İşleri Başkanlığını
Yazar Aydın Başar: “Müseyleme’nin Kanalında Hz Ebubekir Anlatılmaz”
 
Röportaj: UMUT BULUT / Haberdem.Com (ÖZEL)
 
Milli Gazete yazarı Aydın Başar ile Diyanet ve sahte peygamberler konulu bir röportaj yaptık. Haberdem okuyucularının istifadesine sunuyoruz.
 
- Sizi Milli Gazete, Anadolu Gençlik, Burhan Dergisi ve en son olarak da kardeş sitemiz haber5.com’daki yazılarınızdan tanıyoruz. Bu sitedeki en son yazınızda Diyanet’i sahte peygamberlere karşı mücadele etmeye davet ettiniz. Sizce bu mücadeleyi Diyanet mi yapmalıdır?
           
Sahte peygamberler, sahte resuller, sahte mehdiler ve sahte şeyhler günümüzün birer gerçeğidir. İmam-ı Rabbani, İmam-ı Gazali, Mevlana gibi birçok alim yaşadıkları dönemde bu tür kimselerle ve sapkın görüşlerle mücadele etmişlerdir. Bugün bu görev en başta bütün ilahiyatçılara, akademisyenlere, yazarlara, müftülere ve imamlara düşüyor. Yalnız bunların tek tek mücadeleleri de bir anlam ifade etmiyor. Daha büyük bir otoritenin bu yanlış cereyanlara karşı halkı uyarması gerekiyor ki o da Diyanet İşleri Başkanlığıdır.  
 
- Diyanet bu konuda hiç mi bir şey yapmıyor?
 
Sahte peygamber olarak kamuoyunda meşhur olmuş ancak peygamber değil “resul” olduğunu iddia eden İskender Evrenesoğlu ile ilgili Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu üyesi Sayın Ekrem Keleş Bey’in bir raporu var. Fakat bunun dışında Diyanet bu konuya yeterince sahip çıkmıyor. Evrenesoğlu batıl fikirlerini televizyon kanalları vasıtası ile sürekli tebliğ ederken Diyanet’ten uyarıcı bir mesaj hala gelmedi. Şayet bu mesaj gelmezse insanlar “Diyanet ne iş yapar?” diye sormakta haklıdırlar.
 
- Hangi kanal veya kanallar? 
 
İskender Evrenesoğlu halk arasında sahte peygamber olarak meşhur olduğu için açıktan faaliyet yapamıyor. MPL adlı bir tv kanalı sürekli onun sapkın görüşlerini yayıyor. Bu kanalda hoca olarak lanse edilen çok sayıda bilgisiz kimseler var. Hatta Arapça “resul” kelimesini bile bakmadan yazamıyorlar. Bunlar biraz garip kişilikler ve sayıları da oldukça fazla..
 
- Peki bu MPL kanal Evrenesoğlu bağlantısını kabul ediyor mu?
Kendilerinin bir tasavvuf kanalı olduğunu söylüyorlar. O kanalda çıkan hoca taslakları sürekli resullerin her dönemde yaşadığını, bu devirde de yaşadığını ve onlara tabi olmayan kimselerin şirke düştüğünü söylüyorlar. Devrin imamına ki mehdi de odur diyorlar, ona tabi olmak gerektiğini söylüyorlar. İzleyiciler “devrin imamı kim” diye sorduğunda ise buna açık bir şekilde cevap vermiyorlar.
 
- İyi ama Evrenesoğlu’ndan başka birini kastetmiş olamazlar mı?
Hayır olmazlar. Çünkü ben Evrenesoğlu’nun internetteki bazı konuşmalarını dikkatle dinledim. Bu kanaldaki kimselerin söylemleri ile onunki tıpa tıp aynı. Hatta konuşma üslupları bile aynı. Google’de bununla ilgili bir araştırma yaptığınızda yeteri kadar bilgi karşınıza çıkıyor. Zaten MPL kanalı Evrenesoğlu ile ilişkisini inkar etmiyor. Tasavvuf perdesi arkasından yanlış şeyler yapıyorlar.
 
- Haber5’teki yazınızda birtakım sembolleri kullandıklarını söylüyorsunuz bunu biraz açar mısınız?
 
Bu kanalda sürekli aynı şeylerden bahsediliyor. Mesela “amenü olmak” kelimesi bu grubun sembol kelimelerinden birisidir. Yine başka bir sembol “Allah’a ulaşmayı dilemek” ifadesidir. “Hidayeti istemek” kelimesi de sürekli kullanılır. Bu ifadeler aslında masum ifadelerdir ancak bu grup bunları sembolleştirmiştir. Bu kanalı açtığınızda her seferinde bu ifadelerle karşılaşırsınız. Bir de sürekli Kur’an’ın ayetleri çarpıtılarak her dönemde resullerin geldiği iddia edilir.
 
- Evrenesoğlu ve bu grubun faaliyetlerinin ne gibi bir sakıncası var sizce?
 
Bu grup ayetleri ve hadisleri çarpıtmakta ve dini deforme etmektedir. Bu da imâni bir takım problemlere yol açmaktadır. Yakın tarihte insanlar artık âlimlere, hocalara, ilim adamlarına itibar etmeyecek hale gelecekler. Neden? Çünkü gerçek hocaları da bu tip sahte mehdi, sahte resul gibi adamlarla özdeşleştireceklerdir. Bir ilim adamı bir şey söylediği zaman acaba bu da mı sapıktır diye düşünecekler ve kimseye güvenmemeye başlayacaklardır. Bu da İslam’ın öğretilmesinin önüne geçecektir. İslam’ı âlimler, hocalar anlatmayacaksa kim anlatacaktır? Halk nasıl doğru bilgi sahibi olacaktır? İşte bu grubun faaliyetleri sapla samanın birbirine karışmasına yol açacağından halkın beynini bulandıracak ve hocalara olan itibarını zaafa sokacaktır. Bunun ne denli tehlikeli olduğu konusunda Diyenet’in artık uyanması ve halkı uyandırması gerekiyor.
 
- Yazınızda Mili Görüş camiasında tanınıp sevilen iki tarihçi yazarımıza da bu kanalda program yaptıklarından dolayı ciddi bir eleştiride bulunuyorsunuz. Sayın Ekrem Şama benim de sevip saydığım birisi. Sayın Metin Hasırcı’yı ise Vakit Gazetesi’ndeki yazılarından biliyoruz. 
 
Özellikle şunu ifade etmeliyim ki bu büyüklerimiz benim de sevip saydığım iki yazarımız. Kişilik olarak son derece nazik ve iyi niyetli kimseler. Tarih konusunda araştırma yapan bu alana ilgi duyan kimseler. Yaşlarından dolayı da ayrıca saygı duyuyorum. Ancak MPL televizyonunda program yapmaları çok büyük bir hata. Ben bir kardeşleri olarak onları ahlakî bir üslupla uyardım.
 
- Haber5 bu yazıyı yayınlarken bir tereddüt geçirdi mi?
 
Haber5.com Genel Yayın Yönetmeni Sayın İslam Arslan basın kartı sahibi bir gazeteci olduğu için meseleye gazeteci duyarlılığı ile yaklaşıyor ve fikirlerimize saygı duyuyor. Yazıyı yolladığımda ahlaki bir üslup olmak şartı ile her türlü yazımı yayınlamayı uygun gördüğünü bir de bu konuda şayet bir cevap gelirse onları da sitede yayınlayacağını bana bildirdi. Doğrusu süreci çok iyi yönetti. Cevap metinlerini haber yaparken de çok güzel bir üslup kullandı. Benim için “kardeşimiz” Sayın Hasırcı için de “büyüğümüz” ifadelerini kullandı. Yani bizim eleştirilerimiz kırıp dökmek için değil hayra vesile olmak içindir ki bunu haber5’de ifade etme şansım oldu.
 
- Evet Sayın Metin Hasırcı’dan ve Sayın Ekrem Şama’dan da birer açıklama geldi. Bu açıklamaları nasıl değerlendiriyorsunuz. 
 
Her iki büyüğümüz de eleştirilerimize büyük bir olgunlukla cevap verdi. Kendilerine nezaketlerinden dolayı teşekkür ederim. Tarih bölümü mezunu olmadıkları için Tarihçi olmadıklarını söylememe biraz alınmışlar. Bu konuda kendilerini üzdüysem özür dilerim. MPL’de yapmış oldukları programlar da içerik olarak çok faydalı ancak bu programları Tv5, Hilal Tv, Mehtap, Ülke Tv gibi kanallarda izlemek isterdim.
 
- Sayın Metin Hasırcı cevabi açıklamasında bu kanalda yaptığı programların ehl-i sünnet vel cemaat itikadına uygun olduğunu ve Muhterem Erbakan Hoca’nın da bu konuda memnuniyet izhar ettiğini söylüyor.
 
Ben yaptıkları programların mahiyetine bir eleştiride bulunmuyorum. Dolayısıyla ehli sünnet itikadına uygun olup olmadığını tartışmıyorum. Fakat kabul edersiniz ki bir sahte peygamberin kanalında program yapmak ve böylece o kanalın gelişimine katkı sağlamak asla itikadımıza uygun değildir. Dinimize göre katiyen yasaktır. Efendimizden sonra Peygamberliğini ilan eden Müseylemetül Kezzabı’ı bilirsiniz. Hz Ebubekir onunla savaşmıştır. Haşa onu asla dolaylı ve dolaysız yoldan desteklememiştir. Siz bu kanalda program yaptığınız zaman, onları bir şekilde meşrulaştırmış olursunuz. Onları izleyenler “Bu temiz milli görüşçüler de buradaymış” der ve onlara sempati beslemeye başlar. Ve bu kanalla mücadele etmeniz gerekirken o kanalın bir mensubu olursunuz ki bu da çok tehlikelidir.
 
- Peki ya Erbakan?
 
Erbakan Hocamız’a bilgi verilirken bu kanalın sahte peygamber Evrenesoğlu’na ait olduğu da söylenmiş midir acaba? Milli Görüşçülerin ve Muhterem Erbakan hocamızın bu tip kimselerle hiçbir ilgisi olamaz. Dolayısıyla Muhterem Erbakan hocamıza bu kanalla ilgili bilgilerin verildiğine ve buna rağmen buna rıza gösterdiğine asla inanmıyorum. Biz Burhan Dergisi olarak bir yazarımız bu kanalda programa çıktı diye onun yazısına son verdik. Milli Görüşçülerin de bu konuda ciddi tepkileri olduğunu biliyorum. İnşallah Sayın Hasırcı ve Sayın Şama bu kanal ile irtibatlarını keserler.
 
- Bu konuda Ekrem Şama da haberayna.com sitesinden bir cevap yayınladı. Cevabında Milli Görüş camiasının ilgilileri ile istişare yaptığını söylüyor.
 
Bu ilgililerin kim olduğunu ben de merak ediyorum doğrusu. Eğer bu isimleri söylerse ben ilgilileri de bilgilendirebilirim.
 
- Sizin o kanalda program yaparak “orayı meşrulaştırıyorlar” söyleminize sayın Şama bu yazısında şöyle bir cevap veriyor: “Bunu yaparken bulunduğu ortamı temsil etmesi ya da meşrulaştırması söz konusu değildir. Orada görev yapıyordur. Tıpkı aşırı solcu, ya da dinimize düşman bir ekranda davasını anlatan bir lider veya dava mensubunun o ekranın arkasındakileri meşrulaştırması ya da tezkiye etmesi söz konusu olamayacağı gibi…”
 
Buna şöyle cevap vermek istiyorum. Aşırı solcu veya din düşmanı bir kanalda program yapmak çok farklıdır. O kanalın dine soğuk bakan izleyicilerini aydınlatma niyeti ile bu yapılabilir. Ya da siyasi görüşlerinizi anlatmak maksadı ile. Siz bir siyasi liderseniz “ben solcuların veya ateistlerin kanalına çıkmam” diyemezsiniz. Fakat sahte bir peygamber söz konusu olduğunda, sapkın bir din anlayışı söz konusu olduğunda durum değişir. Siz gidip de Müseylemetül Kezzap’ın Tv Kanalında Hz Ebubekir’i anlatamazsınız. Dolayısıyla Mpl’de İslam tarihi de anlatılamaz. Mesele çok basittir siz ya “bu kanalı izlemeyin” dersiniz ya da o kanalda “bizi izlemeye devam edin” deme zaafını göstermeye devam edersiniz.
 
- Son cümlelerinizi alabilir miyiz?
 
Ben bir yazı yazarken bunu bu yazıya kim ne der diye düşünmem. Hakkın hatırı âlidir, incitilemez. Çok sevdiğimiz birisi de olsa ben bu eleştirileri yapardım. Şimdi son olarak Diyanet’i bir kez daha bu konuda göreve davet ediyorum. Zira onların yaptığı deformasyonu şahısların tek tek düzeltmesi mümkün değildir. Bu kanala hizmet eden büyüklerimizin de son olarak bir kere daha düşünmelerini rica ediyorum. Bu kanala hoşgörü gösterecek kadar geniş mezhepli biri değilim. Bunu benden kimse beklemesin.
 
- Teşekkür ederiz.  
 

Sahte Mehdi İskender Evrenesoğlu Komedi Show

Sahte Mehdi şarlatan İskender Evrenesoğlu

SONRAKİ SAYFA

::


Replay video | Share video | Watch more videos







SONRAKİ SAYFA

::

ÖNCEKİ SAYFA









LALE GÜL FM